Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Şubat 2011 Çarşamba

MONA ROZA






Mona Roza : Şiir -Sezai Karakoç
Mona Roza : Okuyan Sacit Onan
(Allah Rahmet Etsin Sacit abimize)




''Düşürdün aşkın narına''
''Karıştırdın küle beni''
(Ali Rıza)





Ey can;
Mum dediğin ateşin içinde bir kez erir ve yok olur.
Aşkla yanan,
aşkla yaşayan kişi her gün erir,
her gün yok olur.


Mevlana Celaleddin-i Rumi




********

11 Şubat 2011 Cuma

YÜREK SARSINTILARI-6

Görsel : Deviantart


''Dilber muhabbetten niye kaçarsın''
''Böyle midir yolunuzun töresi''

''Efendim efendim benim efendim''
''Benim bu derdime derman efendim''
                            (Pir Sultan Abdal)



Bazen güzel günler için bir ömür bekleriz..
Bir ömür...

Sessiz çığlığımı,
hangi kör kuyuya haykırsam ki..
Hangi uykusuz gece inkar eder ki...
Yürekteki yangını..

Bazen elim varmaz kağıda kaleme..
Bazen taştan ağır olur kelime..
Bazen ateşten sıcak, yapışır elime..
Düşer  yüreğime...
Kor gibi…

Susma zamanıdır...
susayıp da kana kana içemeden...
Susma zamanıdır...

Susma
ve
susama
zamanı…




Arzu : Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
Yöre : Erzincan

3 Şubat 2011 Perşembe

GÖZLER/İN-2





Görsel : Deviantart
 
                                                                                                                                  Beni ateşle sınayan
                                                                                                                                  gözlerin sahibine...


GÖZLER/İN-2
Beni ışıksız bırakma..
sen benim ışığımsın..
eğer gidersen gözlerimi de götür olur mu..?
ışık olmayınca gözlere ihtiyaç olmazmış...

ama yüreğimin gözleri..
seni bir kez gördü ya..
bin  kez  öldü..
asla unutmaz ki.
öldü ,öldü..
dirildi..

hem gideceğin yere yüreğim ulaşır..
yüreğim kokunu tanıdı ya..
sen kokan kokunu..
sen geldin
ve sen kokan kokun yayıldı her tarafa..
belki Adem (a.s) bilir
cennette yaşadı ya...
ben bilemedim..
ve kokuna sen dedim..

Ve sen bir demet ışık oldun
kör oldu gözlerim..
bakamadım..
Yüreğimle tanıdım..
ilk ellerine dokundum..
ellerine ve saçlarına..
Dokunduğum her yerde tutuklu kaldım..
ben sen de kaldım..
saatler geçti..
günler haftalar geçti..
ben sen de kaldım..
zamanı durduran nefesinde kaldım..
Kanatlarım olduğunu hatırladım..
evet vardı...
uçacaktım..
uçamadım..
Ben hiç yalnız gökyüzünde uçmadım ki..
havalandık ama uçamadık..
kanatların
kanatlarım..
bekliyorum
kanatlanalım..
ve kaybolalım..
kendimizde kaybolalım..
senin gözlerin..
bakınca eridim
eridim..
ve yokluğun sırrına erdim..
gözlerinde erdim..
tarifsiz acıların tadına..
Gözlerin..
en merhametli cellat gibi...
cellat ve merhamet..
boynumu vururken ağlıyordu gözlerin..
yüreğime ağlıyordu...
bakıp gözlerime...
ne olur beni anla diyordu..
anla!
anladım ve ağladım...

gözlerin?
buluta konuk olmuş..
yağacak yağacak..
senin göz yaşların hep bana ulaşacak..
yağmurlardan sonra...
ben yeşereceğim yeniden..
kendi bedenimde..
Ve beni yeşerten o gözlere koşacağım..
ateşe koşan pervane gibi..
koşacağım,,
ulaşacağım..
Ve yanacağım, bir daha yanmamak üzere..
külümü savuracaklar bahçene..
Külüm tanıyacak kokunu,
sen kokan kokunu..
Ve bir gün yüreğinden geçerken ben...
bir damla göz yaşı düşecek küllerime,
acının ve aşkın gözyaşı
aşk acısının göz yaşları..
bir damla masum gözyaşı..
Her gün küllerime basacaksın..
bağrıma basar gibi,
ve..
beni,
bağrına basar gibi...

söyle!
küllerimden doğacak mıyım..?
Yeniden
gözlerine bakacak mıyım..?

Her akşam gözlerin dikilir karşıma,
bana Babil’den
masallar anlatır..
Çin'den,Laçin'den..
Hep ''Yusuf yüzlü çocuklar''
aşık olur Masal perilerine..
 Buluşurlar göğün altında,
bir çocuk heyecanıyla..
ve hep o kara cadı...
ağlarım,
cadı gitsin diye...
''Yusuf yüzlü çocuklar''
üzülmesin,
Peri kızları ağlamasın..
Gözlerin gülümser bana..
bu masal!
bu masal!
Ağlama çocuk!
 bu masal der,
gözlerin..


Senin gözlerin aydınlığın kapısı,
ama uçsuz bucaksız bir dünyanın da..
Ben gözlerinden anladım ..
anladım
ve ağladım...


25 Ocak 2011
İstanbul