Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

25 Nisan 2011 Pazartesi

KARŞILAŞMA

Resim : A.G.(İtalya,Pisa Garibaldi Meydanı-14Nisan 2011)




GÜVERCİN


Hani aklınıza bir şey gelir..
Bir kuş olsaydım şimdi dersiniz..
Uzaklardasınızdır çok uzaklarda..
Ve yüreğinizin en ıssız anında..
Gözleriniz dalgın,bakışlarınız asılıdır boşlukta..
Hüzün çökmüştür üstünüze..
Yalnızlık susuyordur,
Bütün sesleri bastırırcasına..
İşte tam o anda..
Bir güvercin gülümser karşınızda.
Gelir tam karşınıza..
Masanıza..
Koskoca meydanda,
Size gelir..
Masanızdaki boş sandalyeye konar..
Yakın bir dost gibi..
Ürkmeden,korkmadan,
Hey bana bakar mısın dercesine..

Heyyy sen!..
Bak buradayım geldim işte..
Sana umut getirdim..
Ülkendekilerden muştular var
Sevdiklerinden selam var sana der gibi..

İrkilirsiniz..
Güvercin ısrarlıdır..
Bir kadın bakar öteki masadan..
Hayrete kesmiş bir gülümseme dudaklarında..
Tanımadığınız ve sizi tanımayan gözlerle..
Şaşar,şaşkınlığına şaşar..

Burası Pisa Garibaldi Meydanı..
İtalyanların eğik kuleli şehri..

Bakakalırım..
Gözlerim uyanır dalgınlığından..
Bakışlarım kurtulur asılı kaldığı boşluktan..
Zihnim devrilir..
Yüreğim taşar..
Umutlarım uyanır bahara..
Tomurcuk koşar çiçeğe..

Birden aklıma gelir..
O’nun ayetleri..
O’nun Rahmeti,merhameti..
Utanırım,unuttuklarım için..
Ve gafletim için..
Toparlanırım..
Ve,
Hamd ederim..
Hamd ederim Rabb'im..
Beni bana bırakmadığın için..



Pisa-2011



Resim : A.G.(İtalya,Pisa Garibaldi Meydanı-14Nisan 2011)
Hiç tanımadığım bu hanım,masama şaşkınlık ve hayretle bakıp durdu..

Resim : A.G.(İtalya,Pisa Garibaldi Meydanı-14Nisan 2011)
Ve güvercinin ikinci ziyareti..

21 Nisan 2011 Perşembe

Mim'lendim..

Düşürdün Aşkın Narına..





 
Sevgili dostlarım,SırfŞiirselYorum ve Kağıttan Gemiler,beni Mim'lemişler..
Ben de kendilerini kıramadım..
Şu an kendimi ifade etmek için bir çok cümle kurabilirdim..
Ancak hiç birisi Anadolu kokan türkülerimiz kadar etkili olmazdı..
Ben de bu güzel türküyle kendimi ifade edeyim dedim..
***********
Tabi bu güzel türkünün yazırını da anmadan geçmek olmazdı..
Çünkü Türkünün son kıtası videoda yok..
O kıtanın sözlerini de ben aşağıya aldım..

Saygılarımla..


Ali Rıza'm sızlar yara,
Gülistandım döndüm hara.
Çekiverin zülfikar'a,
Kılsın pare pare beni.






11 Nisan 2011 Pazartesi

YÜREK SARSINTILARI-9



ÇÖLE SÜRGÜN



Sahi;
Bir yaralı yürekte kaç veda taşınır..?
Kaç hasret kanar durur..?
Kaç kez ölür insan..?


Umutlarım sevdaya düştü..
Şehir buz kesti..
Gözlerin kaybolmuştu..

Sen!..
Ruhumu ipe çekip..
Gözlerimdeki  ışığı alıp gittin..
Uçsuz bucaksız bir çöle,
Sürgün oldum yeniden..

Yeniden kırıldı kanadım.
Semaya kanat çırpmaya heveslenirken..
En derin kuyularda..
Buz tuttu yanan yüreğim..
Kör kuyulara haykırdım isyanımı..
Ve avuttum çocuk yanımı..
Sessiz ninnilerle..
Uykusuz gecelerde..

Bekle çocuk bekle!
Çöle yağmur inecek!..
Nur inecek!..

Bekliyorum o anı..
Ve benden çalınan zamanı..
 Şimdi daha çok özlüyorum
Afgan Dağlarında,
Ve Bosna sokaklarında..
Nasip olmayanı..

Yağmur yağıyor,
Bir nisan sabahı..
Rüzgar savuruyor ruhumu..
Alıp darağacından..
Gözlerim hala semadan haber bekler..
Kulağım rüzgarda..
Bana fısıldadıgı son ayeti dinliyorum..

Şimdi bildim!..
"Ey aseman* bildin mi!..?"
Diye haykiran sesi..

Ey aseman bildin mı?
Ruhumdaki kuraklığı..
Haber ver ey aseman!..
Çöl sürgünümün
bittiği ''an''ı..
                                                                                                                        
Sahi;
Bir yaralı yürekte kaç veda taşınır..?
Kaç hasret kanar durur..?
Kaç kez ölür insan..?


İstanbul-2011
                                                                                                                   
  

* aseman(آسمان ): Afganca (Peştunca) ve Farsca'da gökyüzü demek,Ancak bizdeki gökyüzünden(asuman) çok geniş anlam yüklenmiş..İlahi yöne de vurgu var.. 


4 Nisan 2011 Pazartesi

YÜREĞE DOKUNAN




Ey Çocuk!..
Öpmek isterdim,o çıplak ayağını..
En sevgiliyi öpercesine..





Ey çocuk!..
O çıplak ayağınla ez bizi!..
Hepimizi..
Senden bihaber kim varsa..
Ve asla affetme hiç birimizi!..




İstanbul-2011

21 Mart 2011 Pazartesi

YÜREK SARSINTILARI-8






Gorsel : Deviantart




SUSUNCA


O her bana susunca.. 
Ateşe arz edilen bir yürek sitemsiz,şekvasız
O susunca; Cehennem yakın bir konak..
O susunca; çekilir suyu denizlerin,
Ovalara yürür dağlar..
O susunca; buluta gizlenir güneş,  
Ay dağın ardına kaçar..
O susunca; buz keser yüreğim..
Kırılır kolum kanadım..

O her susunca kuyuya atılır çocuk..
Yüreği yaralı çocuk..
-‘’Yusuf yüzlü’’ çocuk..-
O susunca;ben ağlarım suçuma..
Suçum..?
Suçum belki de sevabım..
Ataşte yanan..
Kavrulan bir yürek..

Senin aşkınla O'nun yüzüne ulaşan çocuk;
Merhamete susamış dudaklarıyla içti AŞK şarabını..
Yalnızlık sarhoşu bir yürek taşır..
Zehir sunan altın kadehlere iltifatı yok!
Çocuk, daha çocukken bildi ki;
Her zehir cazip bir kapta sunulur..
Her günah da ateşi sönmüş bir bedende..
Ahhh çocuk ah!..
Ateşi sönmüş bedenlerden kaçan çocuk..
Ateşe aşık çocuk!..

Yusuf yüzlü bir AŞK'ın üçüncü tekil şahsı oldum..
''o'' yum sadece..
Ve ''O''nunum..
''Sen'' olmak muradıyla yanarken ''o''yum..

Sahi Yusuf yüzlü bir aşkın ''Züleyha''sı?
''Züleyha'' hep burada ya..
''Görmedin mi? Göremedin mi?''
''Züleyha''yı görmek ateşledir..
''Züleyha''yı bilmek  ''ATEŞ''dir...
''Züleyha Ateş'' dir..
Yusuf yüzlü bir AŞK'ın ''ateş''idir ''Züleyha''

Bir gün evet bir gün..
O, çağıracak..
Açıp kollarını..
''Gel!'' diyecek ''çocuk gel bana!..’’
‘’Yeryüzü sürgününü bitirdim..’’
‘’Artık hürsün..’’
‘’Kurtuldun dünya zindanından..’’
‘’Koş bana!..''
Anamın kucak açması gibi..
 
Gözyaşları mı?..
Ruhumuzu arıtırken hep akar ya..
çocuk ilk sustuğunda;
Bir çok şeyi ebediyen unuttu ya..
Unuttu çocuk!
Hafızasını ateşle yakan sevda şarkılarını..
Çocuk yüreğine sığındı..
Yüreğinin Rabb’ine!..

Geceye inen merhamete and olsun ki!..
Geceyi bürüyen sükunete and olsun ki!..
Zamanı ve mekanı aşan hasrete and olsun ki!..
Yusuf kuyuda!.
Dua edin kervan gelsin..


İstanbul-2011



9 Mart 2011 Çarşamba

YÜREK SARSINTILARI-7


Görsel : Deviantart





Bir taş olma vakti..
Sıradan bir çakıl taşı..
Issız bir adada,dalgaların koynunda..


                                           İstanbul,2011



7 Mart 2011 Pazartesi

KERKÜK DİVANI




Kerkük Divanı
Adile Kurt Karatepe


''Yar da yansın,''
''Sineme yar dayansın..''
''Men düştüm aşk oduna''
''Tutuşsun yar da yansın..''









16 Şubat 2011 Çarşamba

MONA ROZA






Mona Roza : Şiir -Sezai Karakoç
Mona Roza : Okuyan Sacit Onan
(Allah Rahmet Etsin Sacit abimize)




''Düşürdün aşkın narına''
''Karıştırdın küle beni''
(Ali Rıza)





Ey can;
Mum dediğin ateşin içinde bir kez erir ve yok olur.
Aşkla yanan,
aşkla yaşayan kişi her gün erir,
her gün yok olur.


Mevlana Celaleddin-i Rumi




********

11 Şubat 2011 Cuma

YÜREK SARSINTILARI-6

Görsel : Deviantart


''Dilber muhabbetten niye kaçarsın''
''Böyle midir yolunuzun töresi''

''Efendim efendim benim efendim''
''Benim bu derdime derman efendim''
                            (Pir Sultan Abdal)



Bazen güzel günler için bir ömür bekleriz..
Bir ömür...

Sessiz çığlığımı,
hangi kör kuyuya haykırsam ki..
Hangi uykusuz gece inkar eder ki...
Yürekteki yangını..

Bazen elim varmaz kağıda kaleme..
Bazen taştan ağır olur kelime..
Bazen ateşten sıcak, yapışır elime..
Düşer  yüreğime...
Kor gibi…

Susma zamanıdır...
susayıp da kana kana içemeden...
Susma zamanıdır...

Susma
ve
susama
zamanı…




Arzu : Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
Yöre : Erzincan

3 Şubat 2011 Perşembe

GÖZLER/İN-2





Görsel : Deviantart
 
                                                                                                                                  Beni ateşle sınayan
                                                                                                                                  gözlerin sahibine...


GÖZLER/İN-2
Beni ışıksız bırakma..
sen benim ışığımsın..
eğer gidersen gözlerimi de götür olur mu..?
ışık olmayınca gözlere ihtiyaç olmazmış...

ama yüreğimin gözleri..
seni bir kez gördü ya..
bin  kez  öldü..
asla unutmaz ki.
öldü ,öldü..
dirildi..

hem gideceğin yere yüreğim ulaşır..
yüreğim kokunu tanıdı ya..
sen kokan kokunu..
sen geldin
ve sen kokan kokun yayıldı her tarafa..
belki Adem (a.s) bilir
cennette yaşadı ya...
ben bilemedim..
ve kokuna sen dedim..

Ve sen bir demet ışık oldun
kör oldu gözlerim..
bakamadım..
Yüreğimle tanıdım..
ilk ellerine dokundum..
ellerine ve saçlarına..
Dokunduğum her yerde tutuklu kaldım..
ben sen de kaldım..
saatler geçti..
günler haftalar geçti..
ben sen de kaldım..
zamanı durduran nefesinde kaldım..
Kanatlarım olduğunu hatırladım..
evet vardı...
uçacaktım..
uçamadım..
Ben hiç yalnız gökyüzünde uçmadım ki..
havalandık ama uçamadık..
kanatların
kanatlarım..
bekliyorum
kanatlanalım..
ve kaybolalım..
kendimizde kaybolalım..
senin gözlerin..
bakınca eridim
eridim..
ve yokluğun sırrına erdim..
gözlerinde erdim..
tarifsiz acıların tadına..
Gözlerin..
en merhametli cellat gibi...
cellat ve merhamet..
boynumu vururken ağlıyordu gözlerin..
yüreğime ağlıyordu...
bakıp gözlerime...
ne olur beni anla diyordu..
anla!
anladım ve ağladım...

gözlerin?
buluta konuk olmuş..
yağacak yağacak..
senin göz yaşların hep bana ulaşacak..
yağmurlardan sonra...
ben yeşereceğim yeniden..
kendi bedenimde..
Ve beni yeşerten o gözlere koşacağım..
ateşe koşan pervane gibi..
koşacağım,,
ulaşacağım..
Ve yanacağım, bir daha yanmamak üzere..
külümü savuracaklar bahçene..
Külüm tanıyacak kokunu,
sen kokan kokunu..
Ve bir gün yüreğinden geçerken ben...
bir damla göz yaşı düşecek küllerime,
acının ve aşkın gözyaşı
aşk acısının göz yaşları..
bir damla masum gözyaşı..
Her gün küllerime basacaksın..
bağrıma basar gibi,
ve..
beni,
bağrına basar gibi...

söyle!
küllerimden doğacak mıyım..?
Yeniden
gözlerine bakacak mıyım..?

Her akşam gözlerin dikilir karşıma,
bana Babil’den
masallar anlatır..
Çin'den,Laçin'den..
Hep ''Yusuf yüzlü çocuklar''
aşık olur Masal perilerine..
 Buluşurlar göğün altında,
bir çocuk heyecanıyla..
ve hep o kara cadı...
ağlarım,
cadı gitsin diye...
''Yusuf yüzlü çocuklar''
üzülmesin,
Peri kızları ağlamasın..
Gözlerin gülümser bana..
bu masal!
bu masal!
Ağlama çocuk!
 bu masal der,
gözlerin..


Senin gözlerin aydınlığın kapısı,
ama uçsuz bucaksız bir dünyanın da..
Ben gözlerinden anladım ..
anladım
ve ağladım...


25 Ocak 2011
İstanbul